27 Ağustos 2008 Çarşamba

BAHAR PASTASI VE ADRASAN MUCİZESİ


Bir kaç sene önce tatildeyken bir tur otobüsü görmüştüm. İçinde orta yaşlı, hatta ortayaş üstü bir grup vardı. Oldukça keyifli ve mutlu görünen bu insanların eski okul arkadaşı olduklarını ve her sene böyle toplanıp birlikte tatil yaptıklarını öğrendiğimde onlara hayranlıkla bir kez daha baktığımı hatırlıyorum. Gerçekten uzun yıllar önce yaşanmış okul arkadaşlığını senelerce sürdürmek ve her sene güzel bir tatille paylaşımlara yenilerini eklemek mümkün müydü?.. O zaman bu gruba gıpta etmiştim.

Ve ben de işte böylesi gıpta edilecek bir tatilden döndüm...Günlerdir yazmayışımın, daha doğrusu yazamayışımın, yorumlarınızı cevaplayamayışımın sebebi de bu muhteşem tatil.

Üniversiteden sınıf arkadaşlarımızla seneler sonra bir araya gelip buluştuğumuzda bir sonraki buluşmayı Antalya'da yaşayan arkadaşlarımız için Antalya'da yapalım fikri, bir anda birlikte bir tatil yapalıma dönüştü...

Bizim bölümde 3. sınıfın bitiminde sınıfça bir teknik gezi yapılır, genellikle (ve hatta özellikle:))) sahil kesiminde 7-8 yer gezilir ve inceleme, gözlem, araştırma ve öğrenmenin yanında tüm sınıfça güzel de bir tatil yapılır (bölümü merak edenler için hemen belirteyim, Peyzaj Mimarlığı). Mezuniyetten 16 yıl sonra (yaşım mı ortaya çıktı ne:-)) sınıfın tamamı olmasa da tahminimizden daha kalabalık, farklı şehirlerden, hatta yurdışından gelip katılanların olduğu bir grupla inceleme, öğrenme kısmından arınmış tamaaamen eğlence odaklı bir tatil yaptık.

Bu sayede senelerdir adını duyduğum ama gidemediğim Adrasan'ı da görmüş oldum. Gördüm demek Adrasan için yeterli değil aslında...Hayatımda girdiğim en muhteşem denize sahip, küçük otellerin yeşile gömülü olduğu bir koy Adrasan. Sakin bir tatil beldesi... en azından biz çoluk çombalak gidene kadar öyleydi:-)))




Yaşları birbirine yakın çocuklarımızın da iyi anlaşmasıyla hep birlikte harika bir tatil yapıp bunu her sene tekrarlamaya karar verdik. Seneye daha kalabalık olacağımıza şüphe yok.

Öyle çok şey birikmiş ki, anlat anlat bitmeyecek gibi...Mesela bu güzel tatil sonrası Antalya'da sevgili Evren'le (birdilimdüş.blogspot.com) ve eşiyle tanışma fırsatı da buldum. Evrenciğim bizi evinde ağarladı ve blogundan takip ettiğimiz lezzetlerin de bizzat tadına bakmış oldum :-))))


Bu arada beni çok heycanlandıran ve keyif veren bir gelişme oldu...Daha önce de bu blogu açmanın hayatımda farklı açılımlara vesile olduğundan bahsetmiştim ama sizlerle paylaşmak için hayata geçmesini bekledim ve sonunda gerçekleşti. Ne mi??? biraz tahmin yürütün bakalım bilebilecek misiniz:-)))) Var mı tahmin yürüten?...Zira cevabını bir sonraki yazıya saklayıp pastaya bağlamak istiyorum artık:-)))))


Bu pastayı yapalı bir kaç ay oldu aslında ama ancak yayımlamayabildim. Dolayısıyla bahar pastası yaz sonu pastası oldu:-))

Eşimin Kuzeni Nurcan abla, evinde misafir edeceği arkadaşları için sipariş vermişti bu pastayı. Sevgili Sibel'in büyük yardımlarıyla çok kısa sürede hazırlayıp misafirlere yetiştirdiğimiz pastanın içi damla çikolatalı. Pandispanyası her zaman kullandığım tarif, tarife buradan ulaşabilirsiniz. Kreması için Gülbahçesi pastasında uyguladığım tarifi kullandım.



Misafirler beğenmişler, ya siz?...

13 Ağustos 2008 Çarşamba

ZEYTİNLİ ÇÖREK




Uzun zamandır kullandığım maya, vanilya vb. paketlerinin arkasında aklıma yatan bir tarif oldumu paketi tarif defterimin arasına koyup saklamak gibi bir adetim vardı ama bu paketler defter arasında kurutulmuş çiçek taklidi yapmaktan öte bir işe yaramamışlardı... Sonunda aralarından bazıları için tahliye kararı çıktı, bavulunu alıp ilk çıkan da Dr Oetker Maya paketi kıyafeti ile zeytinli çörek oldu, çıkar çıkmaz da kurda kuşa olmasa da Pelin'le Barkın'a (kendileri ikizlerim olur) yem oldu...Yem olmadan önce tanık olduğu tarif ise şöyle:

3 su bardağı un
1 yumurta
100 gr. margarin
1 çay bardağı ılık süt
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı şeker
1 su bardağı çekirdeksiz siyah zeytin

Unu eleyip maya ile karıştırın, diğer malzemeleri de ekleyerek yoğurun, üzerini kapatıp ılık bir ortamda 40-50 dakika dinlendirin. Çok dinlendi, artık kaldırın ve 0,5 cm. kalınlığında açın, üzerine zeytinleri serpin ki uykusu iyice açılsın, sonra rulo şeklinde sarın 2 cm. eninde dilimlere kesin, dilimleri yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizin, üzerine zeytinyağ sürüp kekik serpin.
Eğer benim gibi doğranmış zeytininiz az kalmışsa ve yetmeyip sizi yarı yolda bırakırsa hamurun yarısına açtıktan sonra haşhaş sürüp rulo yaparak haşhaşlı ekmek tadında ikinci bir çeşit de yaratabilirsiniz 25 dak. bekletip 180 C fırında 25-30 dak. pişirin.
Afiyet olsuuuuun.

9 Ağustos 2008 Cumartesi

SEVGİLİYE SÜPRİZ PASTASI

Bazı zamanlar vardır, sevdiğimize ne yapsak yeterince sevgimizi gösteremediğimizi düşünürüz. Öyle coşkuyla severiz ki, herşey özel olsun, sevgimizi ispatlasın isteriz...Hediyemiz farklı ve özel olsun, "bu senin içiiiin, sen benim için özelsiiin" diye bağırsın isteriz.
Ve bazen de yakın arkadaşlarımızın bu duygularına ortak olur, onun mutluluğunu paylaşmanın keyfini yaşarız...

Ortaokula yeni başlamış iki küçük kız...Aynı sırada oturarak yaşanmış bir dolu anı...lise, üniversite, paylaşılan mutluluklar...Ve bu güne kadar taşınan arkadaşlıkta paylaşılan bir özel gün heyecanı daha...
Sevgili arkadaşım Sedef, erkek arkadaşı Turgay'ın doğum günü için özel bir pasta istediğini söyleyip bunu benim yapmamı rica edince gerçekten çok mutlu oldum. Pasta süpriz olacaktı ve ona özel olduğunu hissettirecekti.
Pastanın şekli, rengi, teması konusunda bir dizi kararsızlık, fikir değişikliği sonunda, hem sevgisini ifade edecek hem de süprize ve doğum günü konseptine uygun olacak bu pastada karar kıldık.
Tam yaza uygun, şeftalili, damla çikolatalı bir pasta hazırladım onlar için.

Ayrıca onlarla birlikte beraber kutlama yapacakları yakın arkadaşları için dev kurabiyeler hazırladım. Tabii ki Turgay'ın kurabiyesinde Sedef'in bir mesajı vardı:-)))


Ertesi gün tam ben telefona sarılacakken Sedef aradı. Pastayı tadıyla, görüntüsüyle herkesin çok beğendiğini anlattığında ağzım kulaklarımda, tüm yorgunluğumu unuttum. Pasta yapmak çok güzel ama kendinize yapmadıysanız pastanın tadına bakma şansınız olmadığından bu geri bildirimler nasıl önemli, insanı nasıl keyiflendiriyor anlatamam.


Turgay'a nice mutlu yıllar dilerim... elbette Sedefle birlikte:-)))))

4 Ağustos 2008 Pazartesi

TAHİNLİ-CEVİZLİ KURABİYE


Tahinli tarifleri severim, farklı, kıyır kıyır olurlar. Hele bir de bu tarif gibi az malzemeli pratik olanlar tam kurtarıcıdır. Şip şak hazırlanıp pişirilir, acil misafir için idealdir.
Bu oldukça lezzetli kurabiye de yerken ağızda dağılıyor. Yalnız şöyle bir eksi tarafı var; yerken farketmeyip biraz fazla kaçırabiliyorsunuz ( ya da benim oburluğumdan öyle oldu bilemiyorum:-)))
Tarifte 1 su bardağı zeytinyağ var ama tahin zaten yağlı olduğundan fazla yağlı istemezseniz yağı biraz azaltmak mümkün (1 su bardağından 2 parmak eksik olabilir)

Malzemeler;
  • 1 su bardağı tahin

  • 1 su bardağı pudra şekeri

  • 1 su bardağı zeytinyağ

  • 1 su bardağı dövülmüş ceviz

  • aldığı kadar un

Tüm malzemeyi karıştırıyoruz, ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlıyoruz. Ortasına ceviz koyup 170 C fırında pembeleşinceye kadar pişiriyoruz. Dağılmaması için soğuyana kadar ellemiyoruz.
Afiyet olsuuun.

30 Temmuz 2008 Çarşamba

ÇİN TAVUĞU VE MISIRLI PİLAV


Uzun zamandır pasta, kurabiye işlerine kaptırmış gidiyorum. Hava sıcak da olunca yemek tarifleri hepten ihmal edilir duruma geldi. Ben de eski blogumda Dünya mutfağı etkinliğine gönderdiğim bir tarifin buradaki yerini alması gerektiğine karar verdim.
Bu tarif uzun zamandır yaptığım ve zevkle yediğimiz bir tarif.

Çin tavuğunu çeşit çeşit yapanlar var. Ben bu tarifi 10 sene kadar önce bir aşçıdan almıştım. Tarife gelince;
Malzemeler:
1 kg ince tavuk göğsü
2 yemek kaşığı mısır nişastası
3 yemek kaşığı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı köri
4 yemek kaşığı soya sos
1 adet kabak
1 adet havuç
1 yemek kaşığı susam
1 yumurta akı
tuz, karabiber

Hazırlanışı; Tavuk göğsü ince şeritler halinde doğranır. Nişasta, yağ, soya sos, yumurta akı, köri, tuz ve karabiber karıştırılır, bulamaç haline getirilir. Doğranan tavuk göğsü bu karışımın içine konulur karıştırılır ve dinlendirilir. Daha sonra tavuklar kavrulur, tavukların rengi beyazlayınca 1 kaşık susam katılır, kavurmaya devam edilir.

Kabak ve havuç ince uzun rendelenir, tavukların pişmesine yakın ilave edilir ve 5-10 dakika daha kavurulur.
Mısırlı pilav için uzun uzun nasıl pilav yapıldığını anlatmayacağım, merak etmeyin:-))))
Ben pirinci kavurarak yaparım pilavı, konserve mısırı da pirinci kavurup suyunu koyduktan sonra ilave ediyorum. Özellikle çocuklar bu pilava bayılıyor.
Afiyet olsuuuuuun.

28 Temmuz 2008 Pazartesi

ZEYTİNLİ EKMEK



Geçen Nisan'da ekmek makinemi aldığımdan beri çeşit çeşit ekmek denemeleri yaptım; zeytinlisi, cevizlisi, sosislisi, haşhaşlısı... Hepsinin tarifini zaman içinde yazacağım...Ama hepsinin ortak bir özelliği var; pişerken yaydıkları muhteşem koku...Hele sabahları pişmekte olan ekmeğin kokusuyla uyanmak yok mu...Hani çizgi filmlerde kıvrıla kıvrıla gelip burnu gıdıklayarak uyandıran koku dumanı vardır ya, aynen onun gibi uyandırır ekmek kokusu...

Birgün markette alışveriş yapıyoruz, birden o muhteşem koku geldi burnuma, "ekmek kokuyor, burada ekmek pişiyo kesin" diye havayı koklaya koklaya ekmek makinasının tanıtımının yapıldığı standda buldum kendimi...Tanıtımı yapan kızların gülmesiyle kendime geldim:-))

Lafı uzatmayalım, gelelim burnumu makineye dayayarak pişirdiğim ekmeklerden biri olan zeytinli ekmeğin tarifine;

1+1/8 kap ölçek su (oda sıcaklığında)
2 yemek kaşığı zeytinyağ
3 kap ölçek un
2 yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1+1/4 tatlı kaşığı maya (aktif kuru)
1/2 kap ölçek siyah zeytin (doğranmış)
1/2 kap ölçek yeşil zeytin (doğranmış)

Zeytinler hariç malzemeler sırasıyla makineye konur. Normal ekmek (1) programında, kabuk rengi orta, 900 gr. Başlata bas veee işte sihir başlıyoor. İkinci yoğurma döngüsü başlarken makine bip sinyali vermeye başladığında zeytinler ilave edilir ve 3 saatin sonunda afiyetle yeniliiir.

26 Temmuz 2008 Cumartesi

TUTKU KURABİYESİ


Ben geldiiiiiiimm. Sonunda her sayılı gün gibi minik tatilimin günleri de bitti ve döndüm. Kısa süreli de olsa tatil tatildir. Tüm sorunları kafadan atmış olmak, televizyon seyretmemek, açık hava bol güneş, yüzmek...Aylardır musallat olan uykusuzluk illetinden bile tatil boyunca eser kalmadı. Önümüzdeki iki hafta boyunca işte beni bekleyen yoğun tempoyu düşünecek olursak bu kısa tatil doping oldu resmen.

Yokluğumda iyi eğitilmiş blogger yazılarımı sizlerle buluşturmaya devam etti ( ev işlerini yaptırabilmek için de bir ayarlama bulursam tam süper olacak, bulursam sizlerle mutlaka paylaşırım:)))
Bu süre içinde yorumlarını paylaşan, doğum günümü içtenlikle kutlayan herkese çok ama çoook teşekkürler. En kısa sürede ben de iade-i ziyarete geleceğim söz:-))

Gelelim tutku kurabiyeye, bu ismi vermemin iki nedeni var, birincisi tutku adıyla satılan kurabiyelere benzemesi (gerçi o biraz daha bisküvi kıyırlığında, kıyırlık, nasıl kelime ama:-))) neyse siz anladınız) ikincisi ise tutkuyla bağlanılabilecek bir lezzet olması:-)))

Çocukların kurabiye krizine girdiği bir gün yapmıştım bu kurabiyeleri, çoğu zaman olduğu gibi tarifle birazcık oynayarak ama sizlere aktarabilmek ( ve de daha sonra tekrar aynı lezzeti yakalayabilmek) için ölçüp tartıp bir yerlere not alarak...


Malzemeler;


  • 1 yumurta

  • 2 yemek kaşığı sıvı krema

  • 1 yemek kaşığı mısır nişastası

  • 150 gr. margarin (oda sıcaklığında)

  • 1/2 su bardağı pudra şekeri

  • 2,5 su bardağı un

  • 1 çay kaşığı vanilya

  • 1 paket kabartma tozu

  • 1 tutam tuz

  • Nutella

Önce yumurta, krema, tuz ve margarini karıştırıyoruz. Mısır nişastası ve pudra şekerini ilave edip karıştırdıktan sonra vanilya, kabartma tozu ve unu eleyerek ekliyoruz. Yumuşak ama ele yapışmayan bir hamur elde ediyoruz. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartarak avcumuzda yassılaştırıyoruz, orta kısmına 1 çay kaşığı Nutella koyuyoruz ve kapatıyoruz. Yağlı kağıda dizdiğimiz kurabiyeleri 170 'de hafif pembeleşene kadar pişiriyoruz.


Nutellanın başdöndürücü akışkan kreması ile uyumlu kıyır kıyır kurabiyeleri sıcakken yerseniz tadını daha yoğun alabilirsiniz.


Ben hamurun yarısını ayırıp damla çikolata ilave ettim. İki farklı şekil de birbirinden lezzetli oldu.
Afiyet olsuuuun.

24 Temmuz 2008 Perşembe

DAMALI PASTA


Çocukluğumda anneannemin komşusu yapardı bu pastayı, o zamanlar hayran kalmış ve bir o kadarda şaşırmıştım. Seneler sonra öğrendim nasıl yapıldığını, aslında çok da kolaymış... Günümüzde herşeyin kestirmesi ve kolayı olduğu gibi bu pasta için de kalıplar yapılmış, ama bana sorarsanız tamamen gereksiz bir masraf. Şöyle ki; bu pastayı yapmak için biri kakaolu biri sade iki tane pandispanya ya ihtiyacımız var, ister kendiniz yapın ister hazır pastabanlardan kullanın. Kekleri ortasından kesip, her katı aşağıda resimlediğim gibi iki farklı büyüklükte kase yardımıyla kesin. Sonra bir kakaolu bir sade olacak şekilde iç içe geçirin. İç içe geçirirken de arasına krema sürerseniz keserken parçalarda hiç ayrılma olmaz.




Katların arasına krema sürüp ( isterseniz damla çikolata, muz vs. koyabilirsiniz) ikinci katı kapatırken kakaolu parçanın üzerine sadenin denk gelmesine dikkat edin. Bu şekilde pastayı tamamladıktan sonra üzerini dilediğiniz gibi süsleyebilirsiniz.


Afiyet olsuuuuuunn.

22 Temmuz 2008 Salı

BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM


İyki doğğğduuum beeennn, iyki doğdum beeeeen, iyki doğdum, iyki doğdum, iyki doğduuum beeeeeen:-))) (bilgisayarınızın ayarlarıyla oynamayın, yazım hataları şarkı formatında düşünmekten ve şarkı efekti yaratmak için bilinçli olarak yapılmıştır, okurken siz de melodili okudunuz dii miii:-)))

Bugün benim doğum günüm. kocamaaan oldum. Yirmilere gelene kadar bir türlü geçmek bilmeyen zamanın, yirmilerden sonra su gibi akıp giderken otuzlarda depar atmaya başlaması ne üzücü. Tam da hayatı anladım, öğrendim sindire sindire yaşayayım derken hoooop kayıp gidiyor zaman. "Daha doğumgünümü yeni kutlamamış mıydım ben?" Yaşlandıkça zamanın hızına yetişemez mi oluyoruz ne?

Olsuun yaşam her haliyle her zaman güzel, yeter ki yaşamayı, keyifle, sindire sindire yaşamayı bilelim.



Aslında doğumgünüm için kendime bir pasta yapmayı ve burda onun resmini yayımlamayı planlamıştım. Tatil planlarında ufak bir değişiklik yapıp bu tarihte mini bir bir tatil yapmaya karar verince pasta suya, ben denizeeeeee. Siz bu satırları okurken ben kızgın kumlardan serin sulara atlıyor olacağım hehehheeehheee.

Yeterince Ankara'yı bekledim dii mi ama, ufak bir kaçamağı hakettim, bu da benim doğumgünü hediyem olsun:-)))

20 Temmuz 2008 Pazar

MAHLEPLİ KURU PASTA


Madem bu sıcakta Ankara'yı bekliyorum bari eski blogumda kalan tarifleri de buraya taşıyayım artık dedim ve yeni tariflerin arasına birer ikişer eski tariflerimi de eklemeye karar verdim, ta ki hepsi bir sayfada buluşuncaya kadar... Derkeen planlarda ufak bir değişiklik oldu ve 5 günlük minik bir tatil için Kemer'e gitmeye karar verdik. Ama bu sürede yayımlanması gereken postları tarihlerine göre ayarladım ve ben yokken de hep aynı tarifi görmek zorunda kalmayacaksınız:-)
(laf aramızda aslında bu yazıda ben tatildeyken yayımlanacak:-)))))))))

Eveeet gelelim kuru pastamıza...

Çayın yanında mis gibi kıyır kıyır kuru pasta, hem de malepli. Mahlebin daha pişerken fırından yaydığı kışkırtıcı koku rejim, perhiz falan dinlemiyor...
İşte hiç tereddütsüz misafirlerinize hazırlayabileceğiniz pratik bir tarif. Yalnız şekil verirken çok özenmeyin ki hazır almadığınıza, sizin yaptığınıza inandırmak için yemin billah etmenize gerek kalmasın:-)))


Malzemeler:

2 bardak un
1 kahve fincanı sıvı süt kreması
120 gr. margarin (yumuşak)
1,5 tatlı kaşığı mahlep
1/2 tatlı kaşığı tuz
1 yumurta (sarısı üzerine sürülecek, akı ile de renkli bezeler yapılabilir, onun tarifi de yakında...)
Üzerini süslemek için çörekotu, susam veya mavi haşhaş
Yapılışı:
Oda sıcaklığında yumuşatılmış margarin, sıvı krema (ben genellikle Pınar'ın 200 ml.lik paketini tercih ediyorum), tuz ve mahlep iyice karıştırılır. Un elenerek bu karışıma katılır, unun cinsi kıvamı etkileyeceğinden unu azar azar eklemekte fayda var. Hamurun kıvamı tok, çocukların oyun hamuru kıvamında olmalı (ikiz annesi olunca tarifler de böyle oluyor işte:-)).
Hamur, stretch filme sarıp 1 saat buzdolabında bekletilir. Şekil vermek için ister küçük parçalar kopartarak pastanelerdeki gibi şekil verebilir isterseniz hamuru yarım cm. kalınlığında açıp kurabiye kalıplarıyla keserek şekil verebilirsiniz.
Kurabiyeler yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizilir (şu yağlı kağıdı icat edenden Allah razı olsun). Üzerine yumurta sarısı sürülerek isteğe göre çörekotu, susam veya mavihaşhaş serpilir. Mavi haşhaş lezzet olarak gerçekten çok yakışıyor. 170 C'lik fırında üzeri kızarana kadar yaklaşık 20 dak. pişirilir.
Dilerseniz mahlep yerine kırmızı biber de koyabilir ya da sade yapabilirsiniz.

Afiyet olsuuuun...

18 Temmuz 2008 Cuma

HEDİYELİK KURABİYELER

Hayatın koşturmacası insanı bazen istemese de hazırcılığın kollarına bırakır. Yemek yapmaya fırsat bulamayız, çıkar hazır alır yeriz. Öremeyiz, dikemeyiz hazır alırız. Çünkü vaktimiz yoktur, sabrımız kalmamıştır ya da zaman, evet hiç bir şeye yetiştiremediğimiz zamanı böyle şeylere harcamak istemeyiz. Sevgimizi, minnetimizi göstermek için bile hazır alınmış bir buket çiçeğin arkasına saklanırız bazen.

Çocukluğumuzda kendi ellerimizle hazırladığımız kartların, resimlerin annemiz için ne kadar kıymetli olduğunu, senelerce çekmecesinde saklandığını unuturuz.

Bir an gelir ki herşeyin hazırına kendimizi kaptırdığımızı anlarız ve yeniden kıymetlenir evde yapılan pastalar, börekler ve kendi elimizle hazırlanan hediyeler.
Benim çocukluğumda eve gelen misafire pastane işi hazır birşeyler çıkartmayı ayıp sayardı büyükler, evde hazırlananlar her zaman tercih edilirdi.
Bu yayımlanması gecikmiş kurabiyeler de Bücürkent Anaokulu'nun annelergünü için hazırlanmıştı. Anneler gününde genelde çocuklar annelere hediye verir. Ama bu sefer anneler evde birşeyler hazırlayıp getirecek diğer annelere ve çocuklara ikram edecekti.



Biz de çocuklar için hayvan figürlü, anneler için çiçek ve kalp şeklinde kurabiyeler hazırladık. Kurabiyeleri beraber hazırladığım arkadaşımın oğlu Barış da anaokulunun müdavimlerinden, dolayısıyla bu durumda bir hazır alma olayı yok:-))))Anne bizzat çalıştı bu kurabiyeler için:-)))
Kreşteki kutlamaya ben de gitmiştim. Anneler de, çocuklar da kurabiyeleri çok beğendiler.

Kurabiye yapmayı çooooook seviyorum.

16 Temmuz 2008 Çarşamba

SODALI EKMEK

Bu aralar sıcaktan tembelliğim mi tuttu ne bir heves başladığım ekmek yapma işini savsaklamaya başladım. Ekmek kokusunun dayanılmaz çekiciliği kilo verme derdinin dayanılmaz ağırlığına yenik düştü herhal. O buram buram kokarken "yok ben almiiim rejimdeyim" denmiyor ki... Bari eskilerde yaptığım bir tarifi paylaşayım sizinle;

1 kap ölçek su (oda sıcaklığında)
1/8 kap ölçek soda
2 yemek kaşığı zeytinyağ
3 kap ölçek un
1+1/4 tatlı kaşığı tuz
2 yemek kaşığı şeker
1+1/4 tatlı kaşığı Maya (aktif kuru)

Bir kenarda içilmeyi bekleyen soda şişelerine gözüm takılınca aklıma geldi sodalı ekmek yapmak, fena da olmadı. Soda ekmeğin daha güzel kabarmasını sağladı.Sonuçta pofuduk, yumuşacık, bembeyaz bir ekmeğim oldu. Resimde tepesi biraz çökmüş görünse de o benim aceleciliğimden oldu, soğumasını beklemeden kesmeye kalkmasaydım görüntüsü de gayet güzeldi...
Malzemeyi sırasıyla makineye koyup temek ekmek programında (1) kabuk rengi orta, 900gr. ayarıyla pişirdim.
Elbette ekmek makinede pişirilecek diye bir şart yok. Makine hamuru karıştırıyor, e eller ne işe yarıyor, yoğur, karıştır, makine hamuru mayalıyor, koy sıcak bir köşeye bekle mayalansın, makine pişiriyor, bi zahmet şekil verip fırına koy pişsin... Ama yok benim gibi işin kolayına kaçayım, ben malzemeyi koyup gerisine karışmayayım, o arada diğer işlerimi halledeyim, ekmek de el değmeden pişsin diyorsan ekmek makinası tam sana göre:-))) Afiyet olsuun...

15 Temmuz 2008 Salı

MİCKEY MOUSE PASTA-1

İşte bu pasta da Minik Murat için yapılan pasta. Murat 3,5 yaşında ve pasta babaannesinin ona süprizi. Torun sevgisi başka derler ya, işte Ayşe hanım da öylesine düşkün torunlarına. Sürekli onlar için birşeyler hazırlıyor, dikiyor, örüyor...Sırf yüzlerindeki mutluluğu görmek için özel bir günün gelmesini beklemeden pasta siparişi veriyor...
Biz de aldık çocukların dergilerini elimize, elimizden geldiğince benzetmeye çalışarak bu miki mouse lu pastayı hazırladık onlar için.
Bu büyüklükte miki mouse resmi bulamadığımızdan kalıp çıkarma şansımız olmadı,kalıpsız, kendim şekil vererek yapmak zorunda kaldım, sanırım başarılı da oldum. Siz ne dersiniz???


Herkese, süprizlerle yüzlerini güldürecekleri sevenlerinin olduğu bir yaşam dilerim.

11 Temmuz 2008 Cuma

PAPATYALAR VE UĞURBÖCEKLERİ

İYİ Kİ DOĞDUN DEFNEEEE Bu pasta kızımın sınıf arkadaşı sevgili Defne'nin doğum günü için yapıldı. Hani şu siparişini aldıktan sonra merdivenden uçuşa geçtiğim pasta bu pasta işte:-))


Söz ağızdan bir kere çıkar...Yaparım dediysem kolu da kırsam kafayı da o pasta yapılacak...Aslında bu sayede güzel de bir ortaklık başlamış oldu. Arkadaşım Sibel pastanın yapımında büyük bir zevkle bana yardımcı oldu ve bu işten öyle keyif aldık ki bundan sonra da beraber çalışmaya karar verdik. Pasta yapmak kesinlikle bağımlılık yapıyor:-)))

Defne'nin annesi sevgili arkadaşım Fatma ile pastanın şekli hakkında karar vermeye çalışırken Defne'nin ağzını arama işini de kızım üstlendi. Defne'nin üzerinde beyaz papatyalar olan bir pasta hayal ettiğini öğrenince Fatma da uğurböceklerini çok sevdiğini söyleyip kendisi için de uğurböceği istedi. Eee kelebekler de benden olsun...

Glikozla yaptığımız çiğ damlaları ile tam bir bahar pastası oldu.
Kutlama okulda yapılacaktı ve bu da beni fazlasıyla heyecanlandırdı. Bir sınıf dolusu çocuk, diğer sınıflardan gelen çocuklar, öğretmenler..
Elimizde pastayla sınıfa girdiğimizde pastanın görünümü kısmını başarıyla atlattığımızı anladım, zira çocukların beğenisi ve hayranlığı yüzlerinden okunuyordu.
Pastanın tadına bakan çocukların çok beğendiklerini ifade eden sözlerini duymak ise tüm yorgunluğumu aldı götürdü.


Sevgili Defne'ye önündeki uzun yıllarda sevdikleriyle birlikte sağlıklı, mutlu, başarılı, güzel günler dilerim.


3 Temmuz 2008 Perşembe

ELMALI KURABİYE ve PDÇS-26


Evde bir türlü yenmeyen 3 tane elma sonunda elmalı kurabiye oldu. İyi ki de oldu, ben yaptım diye demiyorum, bir elmalı bu kadar mı güzel, bu kadar mı kıyır kıyır olur:-))) Son dakika ev halkından kurtardığım 3 tanenin fotoğrafını çekmeyi başarabildim.
Aslında arkadaşımdan aldığım tarifi deneme niyetiyle başladım işe ama yine dayanamayıp kendimce eklemeler yaptım ve bu tarif çıktı ortaya. Birkaç ay önce bir pastaneden (isim vermiyim reklama girer :-))))aldığımız elmalı kurabiyelere bayılmıştım, kıyır kıyır, nasıl böyle ağızda dağılıyor...ama soramadım tarifini tabi ki...Ayıptır söylemesi (niye ayıpsa...) benimkiler onlardan bile güzel oldu:-)

Bu kadar tavazudan sonra gelelim sevgili Huriyenin PDÇS-26 etkinlik daveti için hazırladığım elmalı kurabiyenin tarifine...

Hamuru;
  • 1 yumurta
  • 1 çay bardağı zeytinyağ
  • 1 çay bardağı sıvı krema
  • 50 gr. margarin (oda sıcaklığında)
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çay kaşığı vanilya
  • 1 yemek kaşığı pudra şekeri
  • 1 tutam tuz
  • 2,5 su bardağı un

İç harcı;

  • 3 elma
  • 1 yemek kaşığı şeker
  • 1 çay kaşığı tarçın
  • 1/2 su bardağı ceviz

Üzeri için; pudra şekeri

Yapılışı;

Hamur için un hariç tüm malzemeyi iyice karıştırıyoruz, sonra unu eleyerek ilave ediyoruz. Yoğurarak ele yapışmayan ama yumuşak bir hamur elde ediyoruz. İç harcı hazırlayana kadar hamuru buzdolabında dinlendiriyoruz.

İç harcı için elmaları rendeleyip tavada soteliyoruz. Elmalar suyunu çekmeye başlayınca 1 kaşık toz şeker ilave edip kavurmaya devam ediyoruz. Son olarak tarçını ve dövülmüş cevizi ilave edip 1-2 dak. daha soteleyip soğumaya bırakıyoruz. Harç soğudukran sonra hamuru dolaptan çıkartıyoruz, ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak avucumuzda bastırıp düzleştirerek ovalleştiriyoruz, arasına harçtan koyup kapatıyoruz.170 C sıcaklıkta üzeri kızarmadan hafif pembeleşinceye kadar pişiriyoruz.

Soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri serpiyoruz.
Afiyet olsuuun.

30 Haziran 2008 Pazartesi

BİR YASTIKTA 40 YIL PASTASI (YATAK PASTA-1)


Eveeeet, aylar sonra nihayet yeni bir tarif ekliyoruum. O kadar çok tarif birikti ki bekleyen, ben de madem öbürleri haftalardır (hatta aylardır:-))) bekliyor bari bunu zamanında yayımlayayım dedim ve 'Bir yastıkta 40 yıl' pastasıyla başladım.
Adından da anlaşılacağı üzere bu bir 'evlilik yıldönümü' pastası. Geçtiğimiz cumartesi günü bitanecik ablamın (ve dolayısıyla enişkomun) evlilik yıldönümüydü. Ben de onlara böyle bir pastayla süpriz yaptım. Pastanın üzerinde onlar olur da bitanecik kızları(hepsi de bitanecik valla:-)) , güzel yeğenim Aylişim olmadan olur mu hiç? Onu da aralarına yatırdım:-)))

Canlarıııııım, el ele, diz dize, gönül gönüle, mutlu, sağlıklı nice uzun yıllar dilerim. 40. yıl pastanızı da yapmak kısmet olur inşalllllaaah... Pastaya başlamada bir zamanlama hatası yapınca biraz aceleye geldi, detaylarla ilgilenmeye vakit kalmadı, aceleden kaş kirpik bile yapmayı unutmuşum. Ama yine de onlar da ben de sevdik pastayı. Hele çocukların pastayı ilk gördüklerindeki tepkileri, övgüleri tüm yorgunluğuma değdi. Her zaman söylerim; en dürüst eleştirmen çocuklardır, onlar beğendiyse tamamdır.
Pastanın içi çilekli ve parça çikolatalı. Bu ne kadar çok çikolata demeyin, bittter ve sütlü çikolata birbirini dengelediği ve şekeri de fazla olmadığı için baygın bir tadı olmuyor. Çilekle birlikte çok uyumlu bir lezzeti oluşturuyor.

Genelde doğramaya üşendiğimden pastanın içini çilekli yapmazdım ama bu sefer bir yardımcım vardı:-))) Kolum alçıdayken televizyon karşısında geçirdiğim miskin günlerden birinde gözüm Shopping TV'de bir ürüne takılmıştı. Alayım, almayayım, alsam mı, almasam mı derken hayatımda ilk kez televizyonda gördüğüm bir ürünü almak için telefonun tuşlarına basarken buldum kendimi.

Siparişi verdim ama içim içimi yiyor, ya abuk sabuk bişeyse, ya işime yaramazsa...


Sonunda ürün geldi ve ilk kez bu pastayı yaparken kullandım. 'Aferin bana, ama aferin bana...Ne iyi etmişim de almışım. Ve işte o ürün; "Nicer Dicer"...Çilekleri üstüne koy bastır, tııırt çilekler doğrandı. Mantarları koy, bastır doğransın, havucu koy bastır doğransın...
Yıldönümünden pastaya, pastadan Nicer Dicer'a
Hadi bakalım yazının sonunu bağlayabilirsen bağla...
Efendim, her ne kadar sürç-ü lisan ettiysek af ola,
Bu yazı da böylece son bula:-)))))))


İSTANBUL-ANKARA BİRARADA


Tam da 'ikinci buluşmaya katılamadım, artık herkes tatile gider sonbahara kadar buluşma falan olmaz' diye hayıflanırken Ankara grubundan bir mail geldi. Başka bir şey dilesem olacakmış... ( yok valla tercihimi başka dilek için kullanmazdım, sonuçtan çoook memnunum).
Sevgili Gönül'ün (eyvahyemekyandıocakbattı) Ankara'ya gelmesi bu buluşmaya vesile oldu. Bu sayede tüm sıcaklığıyla Gönül'ü de tanıma fırsatı bulduğuma çok mutlu oldum.
Sevgili Hülya, Betül, Pınar ve Aysel'i tekrar görmek çok güzeldi.
Biraraya gelinir de bu an ölümsüzleştirilmez mi...Hepimizde tam techizat, garsonlardan birini kurban seçip tutuşturduk makineleri eline, 'bi de bununla çek, bi de bununla...' Garibim şaşkın şaşkın 'hayatımda hiç bu kadar fotoğraf çekmemiştim' diyerek bastı deklanşörlere. Ben de arkadaşlarımın kararına uyarak, ki bana göre de böylesi daha uygun, resimde yüzleri flulaştırdım. Sevgili Betül, yolları ayrılmış sevgililer gibi kesmiş resimleri, Gönül 3. sayfa haberi gibi bantlamış, Aysel realityshow haberi gibi flulaşırmış :-)))))benimki de kezzap atılmış gibi oldu:-P Ama ne kadar güzel vakit geçirdiğimizi anlamak için yüzlerimize bakmaya hiiiç gerek yok.
Dedikodular yapıldı, kulaklar çınlatıldı, canlı telefon bağlantıları yapıldı...Sıcacık, dopdolu, keyifli sohbetlerin yapıldığı bir kaç saat hiçbirimize yetmedi. Tatil sonrasında güzel dostlukların pekiştirileceği, bu keyifli buluşmaların tekrarlanmasına karar verildi.
Bir dahaki buluşmada görüşmek üzere herkese kocamaaan sevgilerr...

21 Haziran 2008 Cumartesi

ETKİNLİK HEDİYELERİM



Uzuuunca bir aradan sonra yeniden merhaba...Nihayet kolumdaki koca alçıdan kurtuldum, ama kolumun eski sağlığına kavuşması biraz daha zaman alacak (fizik tedavi falan...) Ama artık daha sık yazabileceğim, bu dönem içinde sağlığımı soran, 'nerdesin, özledik' diye mesaj atan arkadaşlarım sayesinde bir kez daha bu blogu açmakla çok doğru bir şey yaptığımı anladım...

Hayatıma renk ve yeni açılımlar katmasının yanı sıra (yeni açılımlardan sonra bahsedeceğim:-)) öyle güzel dostluklara da vesile oldu ki...

Öyle çok şey birikti ki yazacak...tarifler, resimler, haberler... Öncelikle çok geciktirdiğim etkinlik hediyelerimi yayımlamak istedim. İlk etkinlik kahve-kitap ve çikolata keyfi etkinliği...Hediyelerim Ankaralı blogcu arkadaşım Asiye'den geldi...Kapıda kargonun kağıdını görünce nasıl heyecanlandım anlatamam, ilk kez böyle bir etkinliğe katılıyordum...Asiye'nin sıcacık mesajlarının yer aldığı paket sanki hayatımda aldığım ilk hediyeymiş gibi mutlu etti beni...


Sevgili Asiye, Ayşe Kulin benim keyifle okuduğum yazarlardan biri ve fincanı her kullanışımda senin kulaklarını çınlatacağım, belki bir gün karşılıklı içeriz kahvelerimizi, ne dersin?...Çok teşekkür ederim ve gecikme için de özür dilerim.

Not: Bu etkinlikte bana Tadına doyamadım-Dilek çıkmıştı. Sevgili Dilek'e mesaj atarak, hediyelerin eline ulaşıp ulaşmadığını sormuştum ama aldığım kitabı mı, fincanı mı yoksa tavşan şeklindeki çikolatayı mı sevmedi bilinmez, ne bir cevap yazdı ne de hediyeleri yayımladı:-(( Keşke hiç değilse eline ulaşıp ulaşmadığını bildirseydi...

İkinci etkinlik Sevgili arkadaşlarım Selcen ve Evren'in düzenlediği Anneler Günü Etkiniği 'Kalpten Gelen Güzellikler' idi.

Gecikmeli de olsa tüm annelerin anneler gününü kutlarım...



Bu zarif ve orjinal fincanı sevgili arkadaşım Hande (Sarı Mutfak) almış bana. Tüm içtenliği ve sıcaklığıyla yazdığı satırlar kadar tatlı çikolatalarla da beni çok mutlu etti. Teşekkürler arkadaşım, gerçekten çok beğendim.

Not: Bu etkinlik için bana mukonun günlüğü blogunun sahibi Mukadder çıkmıştı. Sevgili Muko ya etkinliğin adıyla uyumlu olsun diye kalp şeklinde ve üzerinde yine kabartma kalpler olan bir vazo almıştım ve şeker hamuru ile kaplı, üzerinde 'Mukonun Günlüğü' yazan kalp şeklinde kurabiyeler hazırlayıp göndermiştim. Ama ne yazık ki, MNG Kargo ile gönderdiğim hediyem arkadaşımın eline sağlam olarak geçmemiş:-((( Öyle reklamlarda loca sistemi ıvır zıvır edebiyatı yapan MNG Kargo vazoyu paramparça olarak teslim etmiş. Yaptığım şikayetlerden de bir sonuç alamadım, 'kırılacak malzeme için biz sorumluluk kabul etmiyoruz' deyip geçtiler. Sağolsun sevgili Muko 'kurabiyeler çok güzeldi, üzülme...' diyerek beni avuttu ama benden söylemesi; özellikle kırılacak birşey gönderecekseniz ASLA MNG Kargo ile çalışmayın!

Eveet iyisiyle kötüsüyle iki etkinlik de böyle geçti. Şimdilik bu kadar:-))))


Herkese sevgiler...


1 Haziran 2008 Pazar

BENDEN HABERLER...

İşte geldim, burdayıııım… Biliyorum çok uzun zaman oldu, ama bu kadar uzun süre kaybolmamın nedeni ne yazık ki sadece işlerimin yoğunluğu değildi. Öyle olsa napar eder arada iki satır yazıverirdim.
Yazılarımı takip edenler bilir, son zamanlarda o kadar çok aksilik üst üste gelmişti ki…Hatta bunun için bir Nazar Etkinliği bile yapmıştık…Ama o etkinlikle hepten nazarları üstümde toplamış olmalıyım ki, Nisan ayının son günü en büyük aksilikle bir jübile yaptım (Jübile diyorum, çünkü bu kadar aksilik yeter artık, bu son olur umarım)
Arkadaşım Sibel’in evinde minik Murat için hazırlayacağımız pastanın heyecanıyla pastayı hangi modelde yapacağımızı kararlaştırıyorduk…O sırada telefonum çaldı, sevgili arkadaşım Fatma kızının doğum günü pastasını benim yapıp yapamayacağımı sordu, memnuniyetle kabul ettim.
Yeni pastanın haberini vermek için alt kata, arkadaşımın yanına inerken…
Sakarlık mı desem, dikkatsizlik mi, yoksa ‘olacağı varmış’ diye suçu kadere mi atmalı bilmem ama 7-8 basamağı teker teker inmek yerine hooooop ayağımın kaymasıyla kendimi paldır küldür 2 sn. içinde alt katta buluverdim, ve tabii ki yatay bir durumda…
Sonraki dakikalar hayal aleminde gibi geçti…Kendimi hastanede doktorun ‘şimdilik ameliyata gerek yok, ama…’ diye devam eden açıklamasını dinlerken buluverdim. Şimdilik mi, nasıl yani?…
Sağ kolumun üzerine düşmüştüm ve kolum dirsekten kırılmış, kırılan kemik yerinde kaldığından ameliyat etmeden uzun bir alçı süreciyle iyileştirme ihtimali varmış, ama bu arada kemiğin yerinden oynamamasına dikkat etmeliymişim, yoksa başa dönüp ameliyat etmek gerekirmiş…Şaka gibiydi her şey. Kolumu omuzdan parmaklarıma kadar alçıya aldıklarında bile sanki rüya görüyormuşum da uyanınca her şey normale dönecekmiş gibi hissediyordum. Ta ki, akşam olup da vücudumdaki diğer ezikler ve koca alçı yüzünden uyuyamayıncaya kadar…
Bu süre içinde blogumu çok ihmal ettim biliyorum ama uykusuzluk yüzünden tansiyonum da oynamaya başlayınca ve de kullanabileceğim sadece sol elim kalınca ancak öncelikli olan diğer işlerle ilgilenebildim. Her iş normalde yapabileceğimden 2-3 kat uzun zaman alıyor çünkü.
Bu yazıyı kolum açıldıktan sonra yazmayı ve artık iyileşiyorum müjdesini vermeyi planlamıştım. Ama son kontrolde henüz kaynamanın olmadığını 2 hafta daha beklemem gerektiğini öğrendim. Kolum ne yazık ki hala alçıda, tek tesellim hala kemiğin yerinde duruyor olması… Son günlerde arkadaşlarımdan beni iyice merak ettiklerini belirten mesajlar çoğalınca arkadaşlarımı daha fazla merakta bırakmamak için durumu açıklama ihtiyacı duydum.
Bazı arkadaşlarım durumdan haberdardılar ve iyi dilekleriyle bana moral verip destek oldular. Başta her türlü desteği ile beni hiç yalnız bırakmayan can arkadaşım, adaşım, ortağım Sibelciğim, sık sık arayarak moral veren, destek olan sevgili İlkerciğim, Hülyam ve Özaycığım olmak üzere geçmiş olsun dileklerini ileten tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız…
Diğer gelişmeler; söz verilmiş ve her şeye rağmen hakkıyla yapılmış pastalar, bloguma gelen ödül, etkinlikler… bir sonraki yazıya, artık sol elim çok yoruldu…
Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.

instagram hesabım: @serzincan

Related Posts with Thumbnails