Güneşli, güzel bir Ankara sabahından hekese merhaba...Bu sabah gayet keyifliyim...Sebebi ben bu satırları yazarken penceremde bana eşlik eden kuş sesleri mi, kafamı çevirdiğimde gördüğüm bahar çiçekleri mi yoksa hala pazar günü ikizanneleriyle geçirdiğim harika saatlerin etkisindemiyim bilemiyorum, ama beni sebepten çok sonuç ilgilendiriyor, keyfim yerinde...Baharın gelişi oldum olası keyiflendiri beni, hele o yeni açan tazecik pırıl pırıl yapraklar, özellikle söğüt ağacının yapraklanışını çok severim... Böyle güzel bir bahar havasında pazar günü ikizanneleri ile pazar kahvaltısı yaptık, çoluk çombalak...Düşünün ki 14-15 ikiz ailesi, çocuklar, bir kaç anneanne, dede...Gittiğimiz yerin tamamına yakınını biz doldurmuştuk, bizden olmayanlar da neye uğradıklarını şaşırdılar zaten...şaka değil, 14 aile irili ufaklı 28 çocuk ediyor :-)))) ve emin olun ikiz annebabası olmayan insanlar için bu dehşet bir tablo:-)))))))))) ama bizler o kadar kanıksamışız ki, havada elden ele geçen bebekler, kucaklarda 2 şer bazen üçer çocuklar, o arada tam gaz muhabbet eden anneler...Lafın özü çevremizdeki diğer insanları bilemem ama bizler çok eğlendik, gerçekten çok güzel bir gündü...
Eveet gelelim bu haftanın pastasına...Bu pasta daha önce Barbie pastasını yayınladığım kokoş kızımız Nehir Ece'nin ikinci pastası.Nehir Ece gibi arkadaşları da süse meraklı minik hanımlar olunca pastanın süsleri bir anda batan geminin malları misali saldırıya uğramış, en çok da makyaj çantasını sen yiycen, ben yiycem didişmesi yaşanmış:-))) Partinin tek erkek misafiri yine farkını koymuş ortaya; makyaj malzemeleri delikanlıyı bozar ya, o da şeker hamurundan üstünde mesaj yazan plakayı kapmak istemiş, Nehir Ece'nin annesi Özgür hanım kıvrak bir hamleyle kapmış isimliği, hatıra diye saklayacak ya kadıncağız "o yenmiyor" demiş. Zamane çocuğu kandırmask kolay mı " makyaj malzemeleri bile yeniyor da bu niye yenmesin, inanmadım yaaa, hadi neysee"...Yeni nesil cin gibi maşallah :-))))
Nehir Ece'ye nice mutlu, bol gülümsemeli yıllar...






Geri bildirimler benim için çok önemli. Nehir Ece'nin annesi de beni arayıp memnuniyetlerini dile getirince yine ağzım kulaklarımda fiyonk oldu:-))) Ama sadece bu değildi beni güldüren... Doğumgününe katılanlardan biri de arkadaşım Sedef ve oğlu idi. Sedef'in oğlu partinin tek erkek çocuğu imiş... Pasta kesilirken "ben pastanın peyaz kısmından alayım, pembe beni bozar" demiş:-))) Tahmin edileceği üzere kurabiyelerin de beyaz olanlarından yemiş...Ve artık klasikleşen soru kızlardan gelmiş; "bu bebeğin saçları da yeniyo muuu?..." Pamuk helvaya benzettiler sanırım:-))) Saçları yiyemeyen kızlar tokayı ve takıları kapışmışlar...
































Bu pastaları yaparken müthiş keyif aldım, çocukluğuma döndüm...O kadar çok fikir değiştirdim ki, saçını şöyle mi yapsam, yok üst kısmı böyle mi olsa, bozdum yeniden yaptım derken bu pasta çıktı ortaya...
Neler yazmayı düşünüyordum neler yazmışım...İyisi mi fazla lafı uzatmadan Canset'e nice yıllar dileyerek oldukça gecikmeli olarak yılbaşı hediyelerimi yayınlayayım.






