22 Ocak 2009 Perşembe

MİNİK PERİ DOĞUMGÜNÜ PASTASI-1

5 yıl önce iki küçük peri kızı dünyaya gelmiş, anneleri birinin adını Cansın diğerininkini Canset koymuş, birini Balkızım diğerini Cankızım diye sevmiş...Yıllar yılları kovalamış Ankara'nın Canları 5 yaşlarını bitirmiş, 6. doğumgünleri gelmiiiiş...Hikayenin burasında annelerinin ikizanneleri grubundan Sibel teyzeleri de dahil olmuş. Annelerinin isteği üzerine minik peri kızlarına hem kreşte hem de evde kutlayacakları doğum günleri için pastalar hazırlamış, hatta hızını alamamış küçük prensesler için prenses kurabiyeleri hazırlamış...
Sibel'in mutfağından 4 pasta çıkmış, dördü de afiyetle yenmiiiş...

Peri masalımız burada bitmedi, yeni başlıyor:-)))Evet ikizanneleri Ankara grubundan güzel arkadaşım Gülru aylar öncesinden minik kızların doğumgünü için siparişini vermişti. İkizlerin ikisi de kız bile olsa pastaları ayrı olacak, prenses pastaları olacak...
Sonra kreşte de kutlama yapmaya karar verince pastalar dörtledi...Ben de keşteki kutlama için üzerinde minik periler olan pastalar yapmaya karar verdim. Bu pasta birincisi, Canset için hazırladığım pasta...


İşte bunlar da gerçek periler, Cansın ve Canset...

Sırayla diğer pastaları ve kurabiyelerini de yayınlayacağım...Cansın ve Canset'in yeni yaşlarını tekrar kutluyor onlara kocaman gülücüklerle dolu bir yaşam diliyorum....

Bu postun resimlerini yayına hazırlarken maille "Fairytale Cake Contest", "peri masalı pasta yarışması" konulu bir yarışma düzenlendiği haberi geldi, önce bu pastanın resmini göndermeyi düşünmüştüm , sonra ev halkının oylarıyla diğer pastalardan birini seçtim, bakalım doğru bir seçim olmuş mu:-P


Minik perimiz yukarıdan bize bakadursun ben de gecikmiş mim sorularımı yanıtlayayım... Betülcüğüm beni mimlemiş...Aslında diğerlerinden biraz farklı ama keyifli bir mim bu...
Mim konusu şöyle:
1- Yakınınızda bulunan ilk kitabı elinize alın.
2- 161'inci sayfayı açın.
3- 5'inci cümleyi bulun.
4- Blog sayfasına yazın.
5- En güzel cümle veya en güzel kitabı seçmeyin !sadece en yakınınızda bulunan ilk kitabı alın.
6- 5 blog arkadaşınıza yollayın.
Yakınımdaki ilk kitap henüz okumaya başladığım ve sevgili Hülya'nın bana yılbaşı armağanı olan kitaptı, Başucumda Müzik-Kürşat Başar... Açtım 161. sayfayı, o da ne, sayfa bölüm sonu ve sadece 3 cümle var sayfada...Son cümle biraz uzun ama neticede 3. cümle, olmaz dedim aldım elime ikinci sırada okunmayı bekleyen kitabımı...Hoppalaaaa 161. sayfa bölüm başlık sayfası (sayfada sadece Noel Balığı yazıyor:-))))Şaka gibi...Sırada yeni aldığım iki kitap daha var ama yok bu böyle olmaz...Kural kuraldır. İlk kitaptaki uzuuuun üçüncü cümle bu mimde yeralmayı hakediyor bence, ben o cümleyi 5. cümle ilan ettim...ve yazıyorum (Betül seni pişman etim di mi heheheheh...Ay diğer kitabın 161. sayfasında ne vardı acaba:-)))))
"Kimbilir, belki de kaybolduğumuzu, bir sonraki adımda ne yapacağımızı bilmediğimizi düşünürken, aslında önümüze çıkan o şifreleri, doğru okuyamadığımız, hatta çoğu kez onların farkında bile olmadığımız için yanlış yöne gidiyoruz."
Ve benim mimlediklerim; Pınar, Selcen, Özay, Gönül ve Özlem
Hepinize şifreleri doğru okuyabildiğiniz günler dilerim:-)))))))

18 Ocak 2009 Pazar

SMILEY COOKIES


Yine uzun bir aradan sonra nihayet bloguma el atabildim. Yılbaşı geçeli 18 gün olmuş benim blogumda yılbaşı ağacı hala ışıl ışıl...Sadece blogumda olsa iyi, evdeki yılbaşı ağacı da henüz kaldırılmış değil, beni bekliyor...Her sene hep böyle olur, yılbaşına ancak 1-2 gün kala vakit bulup kurabildiğim yılbaşı ağacı kaldırılmak için de beni beklediğinden haftalaaarca bekler... Aslında ben seviyorum ağacımı, hani bana kalsa tüm yıl boyunca dursa hoşuma gider...Ama eve gelen herkesin "aaa ağacı kaldırmadınız mı halaaa?..." sorusuna laf yetiştirmekten bunalıp sonunda pes ediyorum. Blogumdaki ağacı topladım, darısı evdekinin başına (niye hep ben topluyorum bu ağacı yaaa...)

Yılbaşı ile bu kurabiyelerin arasında bağlantı kurmamı bekliyorsanız boşuna beklemeyin, çünkü yok:-)) Yazılarımı takip edenler Türkçenin yozlaştırılması ve yanlış kullanılması hakkındaki fikirlerimi bilir. Yazının başlığına bakıp da fikirlerim değişti sanmayın ( ya kim alıştırdı beni böyle sürekli yanlış anlaşılma endişesiyle açıklamalar yapmaya...) Bu kurabiyelerin adı Smiley Cookies hatta tam adıyla Pelin's Smiley Cookies, zira bu kurabiyeler benim minik kurabiyem Pelin'in İngilizce ödevi...
Şöyle ki, İngilizce dersi için verilen ödevde bir ürün hazırlamaları, bu ürünün ambalajını, sloganını vs. belirleyip sınıfta ürünü tanıtmaları istenmiş. Bir çeşit pazarlama olayı yani... Pelin de benden kurabiye yapmamı istedi ve bu kurabiyeleri onunla birlikte hazırladık... Hazırlarken çok da eğlendik... Sonra oturduk bir de tanıtım metni yazdık, hem de kafiyeli mafiyeli:-)))Kurabiyelerimiz fotoğraflanıp hazırladığımız kutunun üstüne şiirsel metiniyle birlikte güzelce kuruldular.
Kutunun içinde de tüller arasından gülümseyen rengarenk kurabiyeler... Öğretmen ilk gördüğünde biraz paniklemiş " ay ben böyle ayrıntılı bir şey yapmanızı istememiştim, yani... kem küm..." ne dese bilememiş, hani veliler "bu ne kardeşim böyle de ödev istenir mi" falan diye bağırınır diye korktu zaar, bilmiyor ki garibim Pelin'in annesi kafayı kurabiye ve pastayla bozmuş bir kaçık... "yok öğretmenim siz istediniz diye değil biz öyle istediğimiz için böyle yaptık"...falan diye rahatlatmış öğretmeni benimki:-))) Öyle rahatlamış ki hatta tenefüste tekrar gelip kalan kurabiyeleri öğretmenler odasına götürmüş, arkadaşlar da görsün hesabı:-)))


Bilin bakalım sınıftaki sunumların sonunda kimin ürünü en beğenilen ürün seçilmiş:-))))) Sınıftan artan kurabiyeler öğretmenler odasında da arzı endam ettikten sonra ürünümüzün kutusu etkinlik standında yerini almış bile...

Kurabiyelerimiz gibi gülümseten günler dilerim hepinize...

3 Ocak 2009 Cumartesi

KARDANADAM AİLESİ YILBAŞI PASTASI

Bugün Ankara yine karlar altında. Bütün gece yağan kar ile sabah heryer bembeyazdı...Şeytan bırak sınavlarını falan, sal çocukları bahçeye, yılbaşı pastasının üstündeki kardanadamları bahçeye yapsınlar dedi...Şeytana uydum mu peki?...Uydum, ama azıcık çalıştıktan sonra:-)))Daha önce de yazmıştım, karın tuhaf bir enerjisi var diye...Bundan mıdır bilinmez daha bi duygusal oluyorum kar yağdığında...Dün akşamdan beri ara ara ekmek parçalarını ufalayıp balkonumdan serpiştiriyorum, birazı balkona birazı bahçeye...Kısa süre sonra hiç kırıntı kalmıyor. Siz de yapın bunu, kar altından yiyecek bulmaya çalışan kuşlar kısa sürede balkonunuzu tertemiz, kırıntısız bırakıyor, merak etmeyin...
Bir ara kızım "annnee çabuk geeell ama yavaaş" diye bağırdı. Çabuk ama yavaş...Ne olduğunu anlamak için gittiğimde ben diyim 10 siz diyin 20 serçeyi kızımın penceresindeki demirlere konmuş buldum (yavaş gürütü yapma anlamındaymış:))) Çok güzel bir görüntüydü ama akıl edip de fotoğraflarını çekmemişim :-(
Fotoğraf çekme konusunu bir türlü bir düzene sokamadım, görüldüğü üzere yılbaşı pastamızın da doğru dürüst bir fotoğrafını çekememişim...Ya ışık uygun değil, ya arka fon...Hep aceleden bunlar...Aslında sizlerle paylaşacaklarım arasında pastayla birlikte bir de "kurabiye ev" vardı. Çatısında bonibonlar, royal icingle yapılmış süslemeleri olan bir ev.Hansel ve Gratel masalındaki gibi...Ne yazık ki fotoğraflanana kadar başına ufak bir kaza geldi ve buuumm. Ev dağıldı tarifi kaldı yadigar...Biz parçaları yedik, valla tadı güzeldi:-))))
Eveeet artık gelelim yılbaşı pastamıza...Bu pastayı yaparken müthiş keyif aldım. Bu sene dışarı çıkıp kardan adam yapamamıştım henüz ama şeker hamurundan kardan adamları yaparken de en az o kadar eğlendim.
Pastayı kızım sipariş verdi...Ya noel babalı ya da kardan adamlı olacakmış...Her yer noel babalarla doluyken ben biraz daha bize özgü olan, çocukluğumdan kopup gelen anılarla kardan adam ailesi yapmayı tercih ettim. Aslında iki çocuklu bir aile olacaktı, aynı bizim gibi, ama başka hazırlıklara da vakit kalsın diye 3 kişilik bir aileyle yetindim. Ailecek şeker hamuru kaplı pastadan ziyade ganaj kaplı pastaları tercih ediyoruz. Bu yüzden pastayı ganjla kaplayıp kremadan karlar yapmayı tercih ettim.Bir yıl daha yerini yenisine bırakırken bu aralar çok beğendiğim bir sözü hatırlatmak istiyorum; ne dilediğine dikkat et, gerçek olabilir.
Not: Edacığım özgür şef başlıklı yazının son satırını okudum:-)) Azcık daha sabret yakında kurs haberi gelecek;-)

26 Aralık 2008 Cuma

KERMES KURABİYELERİ


Ankara 2 gün önce karlı bir sabaha uyandı. Akşam başlayan kar yağışı sabah bembeyaz görüntüsüyle şehre enerji verdi. Sabahları yataktan sürünerek kalkan oğlum bile heyecanla yataktan fırlayıp kardeşini uyandırmaya koştu. Günlerdir bekledikleri kar nihayet yağmıştı. Bembeyaz ışıltısıyla kar tüm insanlara tuhaf bir enerji veriyor. Trafiğin felç olma ihtimaline rağmen yollara dökülen insanların yüzünde daha dingin bir ifade var.

Bütün çocuklar karla oynamayı çok sever ama benim küçüklüğümde Ankara’da kar yağmasının başka bir anlamı daha vardı…Okulların tatil olması…Her sabah kalkar bir yandan hazırlanırken bir yandan da haberleri dinlerdik.Veee bingooo, okullar yine tatil… Önlükler üstten atılır, önce sıcak yatağa geri dönülüp yarım kalan uyku tamamlanır sonra bahçede karın ve tatilin keyfi sonuna kadar çıkarılır…

Çocukluğumda bahçedeki bankın üstüne yağan karı cetvelle ölçtüğümü hatırlıyorum, hani haberlerde “kar kalınlığı şu kadar oldu” derler ya, ben de merak edip cetvelle karın hiç bozulmadığı bir bankın üstünde ölçüm yapmıştım…tam 30 cm…Artık bu kadar kar olmuyor Ankara’da…Kar keyfi de günlerce devam etmiyor.Mesela şu anda ağaçların üzerinde bile azıcık kar kaldı. Ama çocuklar bir günlük karın bile keyfini çıkarmakta gecikmiyor…

Okuldan alamaya gittiğimde oğlumu hem içten hem dıştan sırılsıklam halde buldum. Bahçede öyle bir kartopu oynamış ki terden sırılsıklam olduğu gibi üstü başı da ıslanmış. Bu sabah boğazım ağrıyor diye uyanması beni hiiiç şaşırtmadı, ama bunun nedeni benim şuanda evde boğuştuğum gribi ona da bulaştırmış olma ihtimali mi yoksa kartopu oynamış olması mı bilemiyorum…

Evet, ben de hastalandım, üstelik daha kartopu bile oynayamadım :(… İki gündür evdeyim, özellikle kulağımda sürekli kanat çırpan bir kelebek varmış hissi beli delirtmek üzere… Gittiğim doktorun verdiği ilaçların yan etkisiyle kabus gibi bir akşam geçirdim (siz siz olun birileri tavsiye etti diye bildiğiniz doktordan şaşmayın)…

Bu kurabiyeleri de hasta hasta gecenin bir vakti hazırladım. Zorun neydi diyeceksiniz… Evet bu kurabiyeler bir sipariş ama para için değil yardım için yapılmış kurabiyeler. Çocukların okulda düzenlenecek bir yardım kermesi için hem kızın hem de oğlanın öğretmeni “annenin kurabiyelerinden mutlaka istiyoruz” demişler. Önce hastayım zaten, yapamam diyecek oldum ama kızımın yüzündeki ifade beni vazgeçirdi. Geçen sene de bu zamanlarda yardım kermesi yapılmıştı ve benim hazırladıklarım daha ilk dakikalarda tükenmişti (geçen sene hazırladıklarımı görmek için buraya tıklayın) Belli ki arkadaşlarının annesinin yaptıklarından övgüyle söz etmeleri kızımın hoşuna gidiyordu ve onu kırmamak için bu kurabiyeleri hazırladım.

Aklımda çok daha hoş şeyler vardı ama bunları bile hazırlayacak gücü zor buldum. Hatta kurabiyelere şeker hamurunu yapıştırma işini Nazım (kendisi eşim olur…) yaptı. Biraz acemi işi oldu ama itiraz edecek lüksüm yoktu doğrusu. Hatta üstünü süsleme işinde yardım etmesi için de şansımı zorladım ama yemedi :-)))

Kurabiyeler yine ilk dakikalarda tükenmiş ve çok beğenilmiş, bu da benim hasta yatağımda tesellim oldu…
Hepinize sağlıklı günler…

Dip Not: Kendini ifade etmekten aciz, bir laf edecekse adını bile yazmaya korkan, klavye üzerinde gelişi güzel harflere basarak dengesiz ruh halini benim Cbox’ımda tatmin etmeye çalışan bir takım kompleksli ruh hastası yüzünden Cbox’ı blogumdan kaldırmak zorunda kaldım. Bu manyakları Allah’a havale ediyorum…

21 Aralık 2008 Pazar

PARTİ AYICIKLARI

Güzel bir bir hafta dileklerimle merhabaaa. Bloguma verdiğim uzun aradan sonra biriken tarifleri biraz daha hızlı bir şekilde yayımlamaya gayret göstereceğim. Bu arada ihmal ettiğim blog ziyaretlerimi de yapacağım innşallah:-))
Bu haftanın ilk postu Sevgili Damla'nın doğumgünü pastası.

Damla'nın annesi Seradil Hanım beni arayıp kızının doğumgünü için bir pasta istediğinde doğumgününe 24 saatten az zaman kalmıştı. Önce yetişirmi endişesiyle siparişi kabul etmemeyi düşündüysem de Seradil Hanımın tatlı dilli ısrarları sayesinde tamam dedim.


Pastanın tasarımını tamamen bana bıraktılar ( belirgin isteklerle gelen siparişleri çalışmak daha mı kolay oluyor ne...). Zaman kısıtlı olmasına rağmen Damla için çok da sade olmayan (ne de olsa minik kızlar süslü şeylerden hoşlanıyor...), gördüğünde yüzünü güldürecek bir pasta olsun istedim ve bu parti ayıcıkları çıktı ortaya. Zaman olsa daha da süsleyecektim ama ortadaki minik kalpleri bile kapı çaldığında yerleştirebildim ( doğrudürüst fotoğraf bile çekemedim:-)))Umarım beğenmiştir.


Damla'ya ailesiyle birlikte sağlıklı nice uzun yıllar diliyorum.

16 Aralık 2008 Salı

BAYRAMLIK KURABİYELER

Uzunca bir aradan sonra tekrar merhaba...Bayram öncesi katıldığım bir eğitim, ardından da bayram için ani bir kararla Antalya ziyareti nedeniyle (bayram mesajı yayınlayamadığımdan da anlaşılacağı üzere)blogumu güncelleme fırsatı bulamadım. Bu yüzden öncelikle herkesin geçmiş bayramını kutlamak istiyorum. Bayram mesajı gönderen tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.



Dediğim gibi bayramı Antalya'da geçirdik. Gerçekten güzel bir tatil oldu. Antalya'daki kuzenlerimizle, arkadaşlarımızla birlikte gezdik, tozduk, yedik, içtik eğlendik:-))))Bu gidişle Ankara'yı terk-i diyar edip Antalya'ya yerleşeceğiz valla. Sıcak hava, deniz, güneş Ankara'nın soğuk havası ve yoruculuğu üzerine nasıl iyi geldi anlatamam (anaa bi anda sattım memleketimi valla:))


Lafı uzatmayalım, bu kurabiyeleri bayram dolayısıyla Antalya'daki kuzenimize bayram şekeri olarak hazırlandım:-))




Çiçekler, kelebekler, kalpler, yıldızlar bayramda gelen misafirlere bayram şekeri olarak arz-ı endam ettiler ve gelen misafirlerden tam not aldılar...



Son gece hazırladığım kurabiyeleri nasıl yapacağım konusunda kararsızlık yaşayınca kurabiyeler de çeşit çeşit oldular:-))))


Sevgili ortim Hülya'nın öğretmenler günü etkinliği için başka bir tarif yayımlamayı planlamıştım aslında, ama blogumu günceleme fırsatı bulamayınca geciktim. E bayram kurabiyelerini de daha geç yayımlayamazdım...



Uzun lafın kısası Hülyacım bu kurabiyeler senin etkinliğin için, umarım gecikmeyi affeder kabul edersin:-)))))


Her gününüz şeker kaplı kurabiyeler gibi tatlı geçsin...

instagram hesabım: @serzincan

Related Posts with Thumbnails